Estetik Kaygılardan Uzak Yalın Bir Camii Tasarımı: Zeytinli Camii

Office İstanbul Architects tarafından tasarlanan Zeytinli Camii tasarımında, ibadetin yerine getirilmesi için gerekli mekan ve işaretler haricinde yapıda tüm estetik kaygılardan sakınılmıştır. Mimari tasarımda yalın bir tutum ve dil kullanılmıştır.

Metin açıklaması Office İstanbul Architects tarafından sağlanmıştır. “Camiler günümüzde belirli bir biçime sahip olması gereken yapılar şeklinde algılansa da cami mimarisi ilk cami yapısından itibaren değişim geçirmiştir. Farklı coğrafyalarda, iklim, kültürel yapı, yerel özellikler, geleneksel malzemeler, mevcut yapı kültürü bağlamında evrilerek yöredeki yapı üretim dilini benimseyerek kendi içlerinde öznelleşmişlerdir.

Anadolu birçok medeniyete, dolayısıyla dine ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyadır.
Proje alanın bulunduğu zengin coğrafya olan Urfa; peygamberler şehri olarak bilinmektedir ve 3 büyük dinin kesişim noktası olarak öne çıkmaktadır. Yakın geçmişte çıkarılan ve tüm dikkatleri üzerine çeken Göbeklitepe dünyanın ilk tapınak yapısı olduğu düşünülmektedir. Proje alanının bulunduğu bu coğrafya bu özelliklerinden dolayı eşsizdir.

İslam dininde ibadet özneldir. Birey ile inanç gösterdiği Allah arasında yoğunlaşır.
Tarih serüveninde ibadet yapılarının çok önceleri doğal yapılar – eşikler içerisinde olduğu bilinmektedir. Sonrasında ise ibadet mekanları yapıya ihtiyaç duyuldukça Göbeklitepe’de olduğu gibi belli bir geometrik eksene yerleştirilen taş dikme-kolonatlar ile üzerine oturtulmuş yatay kirişler ile primitif yapılara, sonrasında da nüfus ve etki alanı yoğunlaştıkça popüler bir travma halini almış,  ölçeği ve süsü kaçınılmaz bir şekilde büyümüş – çoğalmış, dolayısıyla islam dininin dayattığı tevazü ve alçak gönüllülük halinin aksine simgesel bir mimari retoriğe dönüşmüştür.

Bu yüzden yapı tasarlanırken tek bir odak üzerinde yoğunlaşmıştır; ibadet. İbadetin yerine getirilmesi için gerekli mekan ve işaretler haricinde yapıda, tüm estetik kaygılardan sakınılmıştır. Tıpkı ilk ibadet alanlarındaki gibi yapı; dikey blokların belirli bir eksene yerleştirilen primitif bir yapı yalınlığında olması arzulanmıştır. Tüm mimari dil ve tutum yalnızca bu felsefe üzerinden kurgulanmıştır.

Tasarımdaki ana amaç, günün imkanları ile mekansal olarak cami yapısının incelenmesi ve yorumlanması olmuştur. Kolay anlaşılabilir, net, tutarlı ölçeğe sahip mimari çözümün yanı sıra, özgün ve nitelikli kütle komposizyonu oluşturulması arzulanmıştır.

Alana dair getirilen öneri ile yapının ana işlevinin yanı sıra kentsel yaşantı ile birey arasındaki ilişkinin, bütünleşmenin, kültürel etkinlik odaklı, çoklu fakat tanımlı bir kurgu üzerinden yorumlanması ve mevcut doku karakteristikleri gözardı edilmeden “yere ait”, doğal ve sosyal verileri koruyarak iyileştiren; bir karşılaşma, buluşma ve ortak etkinlik alanı olarak ele alınması hedeflenmiştir.

Yer

Projenin yer aldığı güneydoğu anadolu bölgesi sıcak iklimin hakim olduğu, yapıların buna karşı koyabilmek adına hem tekil hem de bir araya gelişleriyle oluşturdukları doku özneldir. Oluşturulan bu yapı dili binlerce yıldır bu coğrafyada pratikleşmiş bir yapı ritüelidir. Bu yüzden öneri yapı 3 ana eksen etrafında toparlandı.

Kentin ve yakın çevresinin mimari, kültürel ve arkeolojik miras birikimi ve değerlerinin farkındalığı üzerinden tasarım kararlarını yorumlamaya çalışmak     

Kentin coğrafi özelliklerine, iklimine, ekolojiye, sosyal yaşamına duyarlı, yalın bir mimari retoriği yakalamak.

Bölge coğrafyasında var olan kalıplaşmış kullanım karakteristiklerinin ortaya çıkartarak çağdaş koşullarda günümüz kullanıcısına modern bir dilde sunabilmek.

İklim Yapı İlişkisi

Sıcak iklim koşullarında yapıların bir araya geliş şekilleri, geçiş alanları ve sokak dokularının kurgusu hayati önem taşır. Bu bağlamda yapı tasarımında 4 temel maddeye özellikle dikkat edildi.

Kentsel yaşamda açık alanları kullanma kültürü son derece önemlidir. Bu bağlamda bölgenin iklim koşullarının bu durumdaki pozitif etkileri ile bu kullanımları proje alanında maksimum düzeyde değerlendirmek.

Program parçalarını kendi kullanım sistematiği içinde gruplayarak aralarında açık, yarı açık, kapalı mekanlar oluşturmak.

Rüzgar hareketlerini dikkate alarak klimatik iç sokak kurguları ile kütle artikülsayonunu yerle birlikte kurgulamak.

Güneşten korunan, gölgeli ve serin mekanlar, aralıklar üretilerek, suyun arıklarla bütün alan içerisinde sürekliliğinin sağlanmasıyla yapının mekansal kalitesinin arttırmak.

Mimari Karakter

Urfa ve yakın çevresinde yapıların bitiş ürünü olarak genellikle kerpiç ve çamur geçmişten bu yana yaygın bir yerel yapı malzemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıvanın teşkil ettiği toprak rengi dokunun bir araya gelişler ile oluşturduğu dar açıklıklı masif gramer dil yerel mimarinin önemli karakteristik unsurları arasında gösterilebilir.

Oluşum
Optimum Konfor Bölgelerinin Oluşturulması
Maliyet ve İnşaat Kabiliyetleri

5.00 metrelik modülasyonun oluşturduğu bir gridal ızgara üzerinde yorumlanan ihtiyaç programı, yerel ölçekte bu işi üstenecek kuruluşlara, yapım sistemi ve malzeme tercihleri ile oldukça yalın ve düşük maliyetli bir çözüm sunmaktadır.

Tasarım kapsamında yönlenme, kısmi kullanım konularında sürdürülebilirlik ilkeleri gözetilmiştir. 

Yapı genelinde kullanılması önerilen malzemeler yalıtım değeri yüksek betonarme gövde, ısı yalıtım katmanı ve özel katkılı koruyucu dokulu sıvadır. Sıvanın kendisi kaba dokulu ve yerel malzemelerle görsel ve içerik olarak bağ kurabilecek nitelikte geliştirilecek bir malzeme olarak düşünülmüştür.

Alanda varsayılan mevcut ağaç dokusunu korumak, çevresel riskleri azaltmak ve maliyet aralığını düşürmek için yapılaşma sınırları içerisindeki bodrum kat kullanımları sınırlı bir bölümde düzenlenmiştir.

Proje Bilgisi: 

Mimarlar: Kemal Serkan Demir, Ece Türkel
Grafik Tasarım: Gökçe Türkel
Peyzaj Mimarı: Bülent Karataş