Guise: Işık Kaynağı Belirsiz Aydınlatmalar

Münih merkezli tasarımcı Stefan Diez, camın ışık iletkenlik özelliklerini araştıran Guise adında aydınlatma koleksiyonu geliştirmek için Vibia ile çalıştı.
Her lamba, bir cam difüzörden ışığı aydınlatan bir gizlenmiş LED şeridine sahiptir. Işık cam kenarlarını yakalar ve desenler içine kazınır. Proje ışık ve şeffaflık arasındaki ilişkiyi araştırarak başladı. Diez, ışık yansıtma özelliği için kağıt, PVC, akrilik ve cam gibi farklı malzemeleri test etti.
Diez camın en yansıtıcı malzemesi olduğunu keşfetti. “Cam tarafından iletilen ışık görünmez, sadece kenarlarından yayılır” diye söylemektedir. Alman tasarımcı, ince bir cam diskten yapılmış bir duvar lambası tasarlayarak başladı. Cam disk difüzörü içine gömülmüş ince siyah bir LED şerit camdan ışığı iletir ve bu da daha sonra kenarlarından dışarı aktarılı. Duvardan yansıyan ışık halo benzeri bir parlaklık yaratır. Duvar lambasının tasarlanmasını takiben, Diez ve Vibia bir dizi masa ve süspansiyon lambaları geliştirdiler. Işık kaynağının kendisi daima her biri için görünmez kalır. Sarkıt ve masa lambaları durumunda, LED’lerden gelen ışık, silindirik cam difüzörlere kazınmış desenlerden yayılır.

The OClock: Minimal Bir Zaman Parçası

Saatler günümüzde artık eskisi gibi vazgeçilmezliklerini kaybetseler dahi yine de bazılarımız için güzel bir aksesuar ve zaman ölçer olarak kullanılmaktadır. The OClock, evlerde kullanılan bu zaman parçasının Mike Simonelli tarafından modernize ve minimalize edilmiş versiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Simonelli, saatin akrep ve yelkovanını sistemden çıkartıp, kadranını zamanı göstermesi için yorumlamıştır. Bunu yaparken de zamanı adeta dünyanın dönüşüne atıfta bulunarak kadranın dairesel bir aksta çalışmasını sağlayarak yapmıştır.
The OClock projesi aynı zamanda 2017’de Red Dot Konsept Tasarım Ödülü de kazanmıştır.
The OClock saatin akrep ve yelkovanının değil kadranının döndüğü minimal bir saattir.
Saat dairesel bir biçimde hareket etmektedir.
Hareketi dolayısı ile akrep ve yelkovana ihtiyaç duymadan zamanı gösterebilmektedir.
Şeffaf kadranı ile minimal ve adeta siz ihtiyaç duyana kadar orada değilmiş gibi gözükmektedir.
Saat dairesel bir biçimde hareket etmektedir.

Özyeğin Üniversitesi ES-LAB: Okul Yolu Düz Gider

Özyeğin Üniversitesi’nin Çekmeköy yerleşkesinde yer alan ES-LAB bir inovasyon merkezi olarak tasarlanmıştır. Zemin kotunun altında yer alan ES-LAB, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi tarafından kullanılan atölyelerle çevrili bir alandır. İçeride bulunan büyük atölye alanı, projelere ve öğrencilere ait bir mekan olup, aynı zamanda farklı tip atölyeleri de bağlayıcı bir alan görevi görmektedir. Yarı açık ve kapalı atölye mekanları bulunan ES-LAB’in, merkezinde bulunan kafesiyle de sosyal bir etkileşim alanı sağlamıştır. Özelleştirilebilen atölyeleri grup çalışmalarına imkan tanırken tamamen açılarak da çevresiyle uyumlu bir çalışma alanına dönüştürülebilinmektedir. Dolayısıyla etkileşim ve grup odaklı araştırmalara ev sahipliği yaparak bir sosyal mekan yaratılmıştır. Toprak altında bulunan ES-LAB’in varolan tek cephesi ve bu cephenin açıldığı bahçeyle birlikte iç ve dış mekan arasındaki etkileşim sağlanmıştır. Tavan döşemesindeki açıklıklarla iç avlular oluşturup, teras ve iç mekan arasındaki ilişki kurularak içeriye ışık alabilmektedir.

Matryoshka: Sevimli Matruşka, Hem de Dambıl

Güney Koreli öğrenci, 7 Nepo tarafından tasarlanan Matryoshka, Rus matruşkalarının iç içe geçme prensiplerinini kullanan bir dambıldır. Her biri 1 kg’dan oluşan bu matruşka parçaları dengeli bir şekilde 4, 6, 8 ve 10 kg gibi farklı ağırlıkları kaldırmak için ideal olarak kullanılmaktadır. Geleneksel dambılların aksine kullanılmayan ağırlıklar evin çeşitli yerlerinde boş bir şekilde durmak yerine evin bir objesi olarak kullanılabilecek bir üründür. Dambıl’ın matruşka parçalarının sökülmesinin ardından ortasında bulundan çubuk da atlama ipi olarak kullanılabilinmektedir.

Ağırlıklar eklene eklene istenilen ağırlığa ulaştırılabilir.

Çubuklar üç farklı şekilde kaplanabilir.
Dambıl çubuklarının ucuna ip eklenebilmektedir.

AA House: Pavilion mu? Ev mi?

İspanya’nın Benidorm Sahilini süsleyen, Benidorm West Beach Promenade’in mimarlarının tasarladığı AA House temel geometrik formların irdelenmesi ile tasarlanmıştır.
Yapı 7×7 metrelik birbirine dik bir ızgara düzleminin üzerindeki eğri kutu biçimli blokların birbirilerine eklemlenmesinden oluşmaktadır. Bu eğri kutular ızgara düzlemi üzerinde yeri geldiğinde dolu yeri geldiğinde boş kullanılarak yapının dış formunu şekillendirmektedir. Kutuların çatı düzleminde yansıttı eğrilikler yapıya formunu tam anlamı ile kazandırmakta ve yapının ışık almasını kolaylaştırmaktadır.
Yapının girişi; mimarlarının tanımlaması ile, hem dört elementten biri olan suya atıfta bulunmak hem de doğumdan kendi yansımasını aramasına bir gönderme olabilmesi için havuz ile başlamaktadır.
Yapının içindeki pek çok şey yatay bir şekilde ele alınan manzaralar gibidir ve bu manzaralar çerçevelenmiş birer resim gibi yapıyı ve arkasında bulunan doğayı yansıtmaktadır. Yapının yataylığı ve merdivenlerin gizlenmiş olması, bir aile evi olmasından daha çok bir pavilion olarak düşünülmesine yol açmaktadır. Ayrıca kullanılan kutu ızgara sistemi de yapının tek bir yapı yerine birden fazla yapı gibi kullanılabilinmesine olanak sağlamaktadır.

Aroma Mountain: Güzel Kokulu Yanardağ

Mark & Draw tarafından tasarlanan Aroma Mountain, tütsülere yeni bir tasarım anlayışı kazandırarak tütsü yanıklarından sonra geride bıraktığı kül kalıntılarını gizleyen dekoratif bir yanardağ heykelidir.

Sadece duman ile yanardağlar arasında doğal bir ilişki kurmakla kalmaz, aynı zamanda güvenlidir. Dışarıda bırakılan tütsülerin genellikle yangın tehlikesi oluşturur ancak Aroma Mountain’da tütsüler dağın içine yerleştiriliyorlar, yapmaları beklenen şeyleri yapıyorlar.
Alüminyumdan üretilen Aroma Mountain, biri saplama türü tütsüsü, diğeri çubuk tabanlı tütsüsü için iki çeşit tasarlandı. Dikey tip dağ, görkemli bir manzara ve ihtişamı uyandırırken; yatayın ise sakin bir görünümü vardır. Dağlar tabanla birlikte hem kalıplanmış hem de CNC hassasiyetle işlenmiştir. CNC kaplaması, dağların yumuşak ve dokunuşa yakın hissettiren bir görünüm kazandırırken, dağların tam olarak yontulmuş düşük poli görünümünü sergilemesine olanak tanır. Dağlar ve bazlar, renklerini canlı bir şekilde öne çıkarmak için yağ bazlı bir renk katıyla ve ısı nedeniyle ürünün hasar görmesini önlemek için bir PPS kaplama ile tasarlanmıştır.

Eskişehir Rixos Spa ve Termal Otel: Tarihi Dokuya Modern Bir Dokunuş

Eskişehir Rixos Spa ve Termal Otel projesinin ilham kaynağı Eskişehir’in termal su kaynakları olmuştur.
Proje, Odunpazarı’nın yerel ve mevcut tarihsel dokusunun modern bir yorumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kompleksin merkezinde bir spa, bir yaşam merkezi ve konaklama birimleri bulunmaktadır. Spa ve yaşam merkezi arazinin bu özelliğinden faydalanabilmesi için toprak altında tasarlanmıştır.
Bu yeraltı yapısının çatısı ise havuz ve güneşlenme terasları olarak düzenlenmiştir. Havuzlara konulan kubbeler, doğal gün ışığının içeri girmesine izin verecek çatı ışıkları görevini yapmaktadır. Kaplıcaya sızan ışık, bir kubbe altında geleneksel bir hamam yanılsaması yaratmaktadır. “Reduce, Reuse, Recycle” konseptiyle yola çıkan projede, kompleks içinde her türlü geri dönüştürülebilir atık toplanıp geri dönüştürülmektedir.

Hyundai Motorstudio Goyang: Akışkan ve Değişken

Hyundai Motorstudio Goyang’ın içerisinde bulunan bu enstelasyon, Atelier Brückner’in tasarlamış olduğu sergi mekanının bir parçasıdır. Bu kinetik heykel, 1411 tane alüminyum çubuğun dar bir ızgara üzerinde yukarı aşağı hareketi ile akışkan heykelsi biçimler oluşturmasına dayalıdır. Serginin Tasarım isimli 11. bölümünü oluşturan bu yerleştirme Hyundai’nin “hareketin tasarımı” prensibi ile kurgulanmıştır.

Her çubuğun kontrolü için altında hareket sağlayıcı kontrol modülleri bulunmaktadır.
Kontrol birimleri sayesinde organik formlar üretilmektedir.
1411 alüminyum bardan üretilmiştir.
Bu sergi mekanının diğer parçalarının diğer ögeleri;
  1. Çelik,
  2. Presleme,
  3. Birleştirme,
  4. Kaynak yapma,
  5. Boyama,
  6. Airbag,
  7. Güvenlik,
  8. Rüzgar,
  9. Ses,
  10. Aktarma,
  11. Tasarım ve
  12. Sürüş
gibi her biri görsel ve işitsel heykellerden oluşan 12 parçadan oluşmaktadır.

Torsion: Oturmak İçin Bir Heykel

Torsion, Naum Gabo’nun heykellerinden ilham alınarak tasarlanan sallanan sandalyedir. Tıpkı Gabo’nun mekanı manipüle ederek ürettiği heykeller gibi Torsion da her açıdan farklı bir şekilde algılanmakta ve her bakışta farkı bir duruş yakalamaktadır.
Musorina’nın sandalyeleri bir insanın sırtını kavrayacak bir ana kucağı biçiminde tasarlanmıştır. Sandalyenin bütün formu bir insanın oturduğunda alabileceği en uygun konforu alabilmesi için hassas bir şekilde ölçülerek hesaplanmıştır.

Geometrical Kinetic Tarts: Yemek ve Tasarım

Mimarlık fakültesinden mezun olan Dinara Kasko kendine yeni bir kariyer yolu ararken biraz daha tatlı bir işin peşine düştü: Mimari pasta şefi olmak! 
Dinara Kasko parametrik pastalarını tasarlarken geometrik soyutlama ve kinetik sanatla çalışan José Margulis’tan esinlenerek yaptı. José Margulis’ın eserlerinde renkli plastik levhaların görsel kompozisyonları, farklı 3D heykellerden, kavisli şekiller, hacimsel geometriler, saydamlar, ışıkla süzülen yoğun renkler ve renkli katmanların sürekli bir biçimde sonsuz kombinasyonlarıyla oluşuyor. José’den ilham alan Kasko çizimleriyle 3D çikolata heykelleribi hazırladı. Farklı makineler ve kesici aletlerle birçok kırmızı ve beyaz çikolata dilimleri kesti ve kesilen parçaları bir araya getirerek çilekli tartın üstüne koydu. Pastada üç sanatçının işbirliği var: bir heykeltıraş, mühendis ve pasta şefi.